Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» SERBEST BIRAKMA BÜYÜSÜ
Paz Nis. 20, 2014 8:24 pm tarafından prensesaleyna24

» ERİTME ÖLÜM BÜYÜSÜ
Paz Nis. 20, 2014 8:08 pm tarafından prensesaleyna24

» iş yerinde hırsızlık
Perş. Tem. 25, 2013 10:59 pm tarafından LACOSTE_34

» evime hırsız girdi paramı çaldı
Ptsi Mayıs 27, 2013 11:16 pm tarafından hırsız düşmanı

» KADININ CİNSEL İSTEĞİNİ TEK BİR ERKEĞE BAĞLAMAK
C.tesi Kas. 13, 2010 1:58 pm tarafından forza

» ÇEVİR GEL DUASI
Perş. Mayıs 27, 2010 4:35 pm tarafından MEDYUMKERİM

» KARI VE KOCA ARASINI DÜZELTMEK İÇİN
Perş. Mayıs 27, 2010 4:33 pm tarafından MEDYUMKERİM

» KORKUTMA BÜYÜSÜ
Perş. Mayıs 27, 2010 4:28 pm tarafından MEDYUMKERİM

» SEVDİĞİNİZİN SİZE EVLENME TEKLİF ETMESİNİ SAĞLAMAK İÇİN
Perş. Mayıs 27, 2010 4:27 pm tarafından MEDYUMKERİM

» MUTLU BİR İLİŞKİ İÇİN
Perş. Mayıs 27, 2010 4:26 pm tarafından MEDYUMKERİM

SAHABİ CİNLER

Ptsi Mayıs 10, 2010 11:58 am tarafından MEDYUMKERİM

Cinlerde Sahabîlik

Efendimiz'i (sav) görüp O'nun sohbetinde bulunan kimselerin "Sahabi" kabul edilmesi gibi, O'nu gören her cin de "Sahabi" kabul edilmiş ve aralarında hiç bir fark gözetilmemiştir.
Mü'min olarak Efendimiz'i …

Yorum: 0

CİNLERDEN OLAN DOSTLARIMIZ

Ptsi Mayıs 10, 2010 11:58 am tarafından MEDYUMKERİM

Cinlerden Dostlarımız Var mıdır?

Bilinmelidir ki cinlerin muminleri, insanların müminleri gibi bizim kardeşlerimiz, dünya ve ahiret dostlarımızdır.

Bizler gibi mükellef varlıklar olan cinler kendileri gibi görünmeyen olan, müşterek …

Yorum: 0

CİNLERLE EVLENMENİN ASLI NEDİR

Ptsi Mayıs 10, 2010 11:57 am tarafından MEDYUMKERİM

Cinlerle Evlenmenin Aslı Var mı?

Toplumda, insanlar arasında tereddüte ve yanılmaya sebep diğer bir hususta cinlerle evliliktir. İtikadî olarak ne Kur'an-ı Kerim'de, ne Hadîs-i şeriflerde bize böyle bir evlilik rivayet edilmemektedir. …

Yorum: 0

Sosyal yer imi

Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde KARANLIKLAR ALEMİ adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde KARANLIKLAR ALEMİ adresi saklayın ve paylaşın

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 140 kişi Salı Ağus. 08, 2017 1:15 pm tarihinde online oldu.
Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



TARİHDE CADILIK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

TARİHDE CADILIK

Mesaj  MEDYUMKERİM Bir Paz Mayıs 09, 2010 6:06 am

Tarihte Cadilik
Eski Ortadoğu’da büyü inançları, çok canlı olarak yaygındı. Beyaz büyü sayılabilecek olan birçok olay eski Mezopotamya, Mısır ve Kenaniler’de tanrılara, kahramanlara ve sıradan insanlara bağlı olarak tanımlanmaktaydı. Özellikle Mezopotamya'da karabüyü korkusu da çok yaygındı ve bu konu yasalara da girmiş bulunuvordu. Bu arada ölülerin diriltilmesi ya da dirilebileceği inancıyla birlikte ölümle yargılanan bu cadıların dirilerek intikam alabileceği, çeşitli nedenlerle hortlayan ölülerin yaşamlarında karşılaştıkları haksızlıklar ve düşmanlıklardan öçalmak için etkin olabilecekleri inancı da Mezopotamya’daki kötü ruh kavramının önemli bir parçasıydı. Böylece kötü ruhlar, kötü ruhların ele geçirdiği insanlar, ölüme mahkum edilmiş karabüvücüler kavramları biraraya getirildiğinde “Cadı” kavramının bütün tarihsel öğeleri de biraraya gelmiş oldu. Aynı bölgede gelişmeye başlamış tektanrılı inanç, yani Musevilik de, İbrani halkının da zengin bir tektanrı öncesi inanç sistemi ve tıpkı öbür mezopotamya inançları gibi kötü tanrılar ve kötülük yapan ruhlar kavramı olduğu için, bu inançları yadsımamış, onlarla mücadeleyi iş edinmiştir. Böylece tek tanrılı dinler de kötü ruhların ve doğaüstü güçlerin varlığını yadsımamakta, tersine bunları var kabul ederek onlarla savaşa girmektedir. Bu tutum, cadıların kötücül gücünün tasdik edilmesi ve ispatı anlamını da içermektedir.
Kutsal kitapta, Samuel'in 1. kitabında 28. bapta anlatılan En-dor'lu cinci kadın tipik bir cadıdır ve Kral Saul’un isteği üzerine Samuel’i diriltmektedir. Söz konusu kısmı aynen aktaralım:
3 Samuel ölmüş, bütün İsrail halkı onun için yas tutmuştu. Onu kendi kenti Rama'da gömmüşlerdi. Saul da cincilerle ruhlara danışanları ülkeden kovmuştu.

4 Filistliler toplanıp Şunem'e gittiler ve orada ordugah kurdular. Saul da bütün İsrailliler'i toplayıp Gilboa Dağı'nda ordugah kurdu.

5 Saul Filist ordusunu görünce korkup büyük dehşete kapıldı.

6 RAB'be danıştıysa da, RAB ona ne düşlerle, ne Urim, ne de peygamberler aracılığıyla yanıt verdi.

7 Bunun üzerine Saul görevlilerine, "Bana bir cinci kadın bulun da varıp ona danışayım" diye buyruk verdi. Görevliler, "Eyn-Dor'da bir cinci kadın var" dediler.

8 Böylece Saul başka giysilere bürünüp kılığını değiştirdi. Geceleyin yanına iki kişi alıp kadının yaşadığı yere gitti. Kadına, "Lütfen benim için ruhlara danış ve sana söyleyeceğim kişiyi çağır" dedi.

9 Ama kadın ona şu karşılığı verdi: "Saul'un neler yaptığını, cincilerle ruhlara danışanları ülkeden kovduğunu biliyorsun. Öyleyse neden beni öldürmek için tuzak kuruyorsun?"

10 Saul, "Yaşayan RAB'bin adıyla derim ki, bundan sana bir kötülük gelmeyecek" diye ant içti.

11 Bunun üzerine kadın, "Sana kimi çağırayım?" diye sordu. Saul, "Bana Samuel'i çağır" dedi.

12 Kadın, Samuel'i görünce çığlık atarak, "Sen Saul'sun! Neden beni kandırdın?" dedi.

13 Kral ona, "Korkma!" dedi, "Ne görüyorsun?" Kadın, "Yeraltından çıkan bir ilah görüyorum" diye karşılık verdi.

14 Saul, "Neye benziyor?" diye sordu. Kadın, "Cüppe giymiş yaşlı bir adam yukarıya çıkıyor" dedi. O zaman Saul onun Samuel olduğunu anladı; eğilip yüzüstü yere kapandı.

15 Samuel, Saul'a, "Neden beni çağırtmakla rahatsız ettin?" dedi. Saul, "Büyük sıkıntı içindeyim" diye yanıtladı, "Filistliler bana karşı savaşıyor ve Tanrı da beni terketti. Artık bana ne peygamberler aracılığıyla, ne de düşlerle yanıt veriyor. Bu yüzden, ne yapmam gerektiğini bana bildirmen için seni çağırttım."

16 Samuel, "RAB seni terkedip sana düşman olduğuna göre, neden bana danışıyorsun?" dedi,

17 "RAB benim aracılığımla söylediğini yaptı, krallığı senden alıp soydaşın Davut'a verdi.

18 Çünkü sen RAB'bin buyruğuna uymadın, O'nun alevlenen öfkesini Amalekliler'e uygulamadın. RAB bugün bunları bu yüzden başına getirdi.

19 RAB seni de, İsrail halkını da Filistliler'in eline teslim edecek. Yarın sen ve oğulların bana katılacaksınız. RAB İsrail ordusunu da Filistliler'in eline teslim edecek."

20 Saul birden boylu boyunca yere düştü. Samuel'in sözlerinden ötürü büyük korkuya kapıldı. Gücü de kalmamıştı; çünkü bütün gün, bütün gece yemek yememişti.

21 Kadın Saul'a yaklaştı. Onun büyük şaşkınlık içinde olduğunu görünce, "Bak, cariyen sözünü dinledi" dedi, "Canımı tehlikeye atarak benden istediğini yaptım.

22 Şimdi lütfen cariyenin söyleyeceğini dinle. İzin ver de, önüne biraz yemek koyayım. Yoluna devam edecek gücün olması için yemek yemelisin."

23 Ama Saul, "Yemem" diyerek reddetti. Ancak hizmetkârlarıyla kadın zorlayınca, onların dediğini yaptı. Yerden kalkıp yatağın üzerine oturdu.

24 Kadının evinde besili bir dana vardı. Kadın onu hemen kesti. Un alıp yoğurdu ve mayasız ekmek pişirdi.

25 Sonra Saul'la görevlilerinin önüne koydu. Onlar da yediler. Sonra o gece kalkıp gittiler.

Hezekiel kitabında da Pagan tanrılara bağlı olan ve her türlü mekruh işi yapan, ruhlara egemen olan kadınlardan sözediliyor. Bu da açıkça cadılık ve büyücülük demektir. Bunlar tanrının istek ve emirlerine açıkça karşı koymaktadırlar. Kitab-ı Mukaddeste daha bir çok yerde büyücülerden sözedilmektedir. Onlara Yahvenin gazabıyla Ölüm bildirilmektdir. Yeni akitte de bu tür eylemler ahlakdışı ve tanrıya karşı olarak belirtiliyor.
Buna karşılık eski Yunan ve Roma'da yalnızca kara büyü cezalandırılmakta ve iyicil olan ise tersine faydalı bulunmaktaydı. Mezopotamya tanrıları gibi Yunan ve Roma tanrıları da insanlarla aynı duyguları taşıyabilir, kıskanabilir, öfkelenebilir ve kin güdebilirdi. Diana, Selene, Hecate gibi tanrıçalar tıpkı yeryüzü büyücüleri gibi belirli törenler ve tekerlemelerle kara büyü uygulamaktaydılar.
Roma imparatorluğu sınırları içinde ve çevresinde yerleşik olan germen halkları arasında cadı kavramı aynen daha sonraki dönemlerde olduğu biçim ve özüyle çok yaygındı. Kara büyü gücü, sosyal sınıflarına bakmaksızın birçok ailenin bireylerinde kalıtsal olarak bulunmaktaydı. Bu yaygın inanışın ardında aynı bölgelere yayılmış olan bir önceki kültür olan Kelt Druidleri’nin efsanelerinin bulunması büyük bir olasılıktır. Yaklaşık olarak germenlerin cadı kavramı kapsamındaki etkinlik ve eylemlerle Kelt Druidlerinin etkinlikleri çakışmaktadır. Özellikleri de aynı gibidir. Özellikle kadınların cadı olarak itham edilmesi Germenlerde de sözkonusuydu. Onların çizmiş olduğu cadı tipi daha sonra Avrupa'da yaygın olan tiptir. Germenlere doğuda komşu olan Slav halklarında da aşağı yukarı aynı nitelikte cadı inancı yayılmıştı. Hristiyanlaştırılmaya başlayan İspanya ve Galya'da gerek sivil gerekse kilise yasaları erkenden cadılık ve büyücülüğü cezalandırmaya başladı. Frank kralları ve bu arada özellikle Şarlman bu tür uygulamalara karşı ölüm cezası başta olmak üzere ağır cezalar uyguladılar. Özellikle hızla hristiyanlaştırma işleminin yürütülüşü sonucunda yeni gelişen feodalite eski mülk sahiplerini sıksık büyücülük ve cadılıkla itham ederek devlet kuvvetlerivle ortadan kaldırabiliyordu. Şarlman, imparatorluğu içinde çok sıkı bir haberalma örgütü kurmuştu. Her taraftan gelen ihbarlar kolaylıkla değerlendirıliyor ve böylece yeni düzenin, imparatora ve onu himaye eden kiliseye sadık kimse ve ailelerin kadrolaşmasına çalışılıyordu. Putperestlik, cadılık ve büyücülük bu kadrolaşmanın en kolay bahanesiydi. Kilise bu konuda cadılık ve büyücülüğü, bazan eski putperest inanaçların yürütülmesi olarak, fakat çoğu zaman da şeytanla gerçek işbirliği olarak mahkum ediyordu. Ama genellikle kilisenin tutumu, mensuplarını cadılık ve büyücülük gibi halk inançlarına karşı uyarmak ve korumaya çalışmak şeklindeydi. Bu tür uygulamalara karşı kuşkuculuk St. Boniface ve St. Agobard gibi kilise önderlerinin etkilerivle kilise hukukuna egemendi ve bu yüzden kilisenin tutumu sivil devletinkine oranla çok daha yumuşak sayılabilirdi. Thomas Aquinas ve Augustine gibilcri ise şeytanla daha acımasız bir savaşı öngörüyorlardı. XIl. yüzyıl sonrasında kilisenin tutumunda büyük bir değişim oldu.XII. yüzyılda Arap kültürüyle temasın, alşemi ve astroloji üzerinde çalışmaların başlaması artık daha okur yazar kesimlerde ve kentsel bölgelerde de büyü benzeri uğraşlarla, “doğanın büyüsü’ gibi kavramlarla uğraşılmasına yolaçtı. 1484 yılında iki Dominiken keşişi, Heinrich Kraemer ve Johann Sprenger, Papa Vlll. lnnocent'ten Almanya topraklarında cadılıkla savaşmak üzere bir izin aldılar. İki yıl sonra bu ikisi “Malleus maleficarum” (Cadı çekici) adıyla bir kitap yazdılar. Bu kitap hristiyanlık içinde demonolojinin, yani cin ve şeytan bilgisinin klasik ansiklopedisi oldu. Bu kitap halk inançlarıyla cin ve şeytanların ortaya çıkarılması yöntemlerinin ayrıntılı bir klavuz kitabıydı. Bu kitabın otoritesi üç yüz yıl boyunca bütün Avrupada sürdü.Malleus Maleficarum’da anlatılan demonoloji, cadıların gücünü onların şeytanla ilişkilerine, özellikle de cinsel ilişkilerine bağlayan sistematik bir kuram oluşturuyordu. Şeytan cadılarla, eğer kadınsalar erkek görünüşüyle (lncubus), erkekseler kadın vücudu içinde (Succubus) ilişki kurmaktaydı. Kitap bu cinsel ilişkinin çeşitli aynntılarını anlatıyor ve şeytan ve cinlerin kontrolu altına girmiş olan kişiden bu bilgilerin alınması için yol ve yöntemleri öneriyordu. Bunlar ağır işkence yöntemlerinden önce şeytanın önce tatlı dille, daha sonra tahkir ve korkutmayla kendini göstermesini sağlama yöntemleriydi. Avrupa görüşünde cadılar şeytanın, özellikle en büyük şeytanın yeryüzündeki akraba ve temsilcileri oluyorlardı.Cadılar Avrupa kilise anlayışına göre vücutlarına çeşitli merhemler sürerek ve bazı şuruplar içerek havada uçabilir hale geliyorlardı. İstedikleri yöne uçmalarını sağlayan araçlar kullandıkları da olurdu. En bilineni süpürge sopasıdır. Cadılar buna ata biner gibi binerek havada hızla yol almaktaydılar. Bu uçuş genellikle “Cadı sabbatı” denilen toplantıya gitmek için olurdu. Sabbat sözcüğü her halde yahudilerin haftanın yedinci gününe verdikleri addan alınmıştır. Ancak bu haftanın her günü olabilir. Sabbatı cadılar hemen yakınlarda, ormanlık ya da tepelik bir yerde yapabilecekleri gibi, büyük toplantılar için bütün Avrupa’da tercih ettikleri belli yerler de vardı. Süpürge sopasından başka cadıların taşıt aracı olarak kullandıkları teke, koç ya da köpek de olabilirdi. Cadıların özellikle sevdikleri yerler Almanya’da Hartz dağları üzerinde Brocken, İsveç'de Blocula, Rusya’da Kiev yakınlarındaki Çıplak dağ, Fransa’da Auvergne’de Département du Puy-de-Döme idi. Özellikle toplandıkları tarihler de vardı. Bunlar 30 Nisan, 31 Ekim, 2 Şubat, 23 Haziran, 1 Ağustos ve 21 Aralık günlerinin geceleriydi.Gerek bu toplantı yerleri olarak bildirilen yerlere, gerekse ve özellikle tarihlere bakıldığında Avrupa cadı inançları üzerinde Kelt geleneklerinin, daha doğrusu o geleneklere karşı Hristiyan misyonerlerin ve ilk Hristiyan cemaatların tepkilerinin ne denli önemli olduğu daha kolay anlaşılıyor. Adı geçen yerler Keltler döneminde Druidlerin ünlü toplantı yerleriydi ve verilen tarihler de Kelt inançlarında kutsal olan bayram günleridir. Teker teker söylemek gerekirse 30 Nisan günü Mayıs günü olan 1 Mayısın arifesidir; 31 Ekim ise, ingilizcesi All Hallows Eve (Bütün mübarekler yortusu) denilen günlerdir. O gecelerde Kelt Druidleri özgün toplantı festivallerini yapmaktaydılar. Bunlardan 1 Mayıs bilindiği gibi bugün de, Chicago grevinin yıl dönümü olarak işçi Bayramı olmasının dışında, Bahar Bayramı olarak kutlanmaktadır ve 31 Ekim de, İngilizce adının zaman içinde kısalmış biçimi olan Haloween, olarak İngiltere ve Amerika’da halen kutlanır. Belirtilen diğer günlerden 2 Şubat Kış, 23 Haziran ilkbahar, 1 Ağustos Yaz, 21 Aralık da Sonbahar bayramı olarak Keltlerin kutsal günleridir. O halde ya Kelt inançlarını temizlemeye çalışan Hristiyan misyonerleri o günlerde çevrelerinde yapılan putperest toplantıları için bu korkuyu yaymışlardır, ya da yayılan hristiyanlığa karşı bilinen lanetlerini yağdıran Druidler o günleri özellikle lanetleyerek çevrelerine korku yaymaya çalışmışlardır.Cadıların uçabilmek için kullandıkları merhemlere ilişkin olarak Malleus maleficarumun yazılışını izleyen üç yüzyıl boyunca sürüp giden ve yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan Cadı davalarında mahkeme kayıtlarına geçen birçok formül vardır. Bunlar incelendiğinde hemen hepsinin merkezi sinir sistemine etki eden güçlü psikotrop maddeler içeren bitki özleri ya da tohumlarının, gene çok uyarıcı olan ve bu arada afrodizyak olarak da kullanılan bitki özü ve tohumlarıyla karışımlarının birtakım yağlarla karışımı yoluyla elde edildiği görülür. XIV. yüzyıl mahkeme tutanaklarından korunabilen birinde şöyle bir karışım sözkonusudur: 2 gr. Güzelavratotu, 3 gr. ayçiçeği çekirdeği, 5 gr. sarmısak ve 5 gram Banotu, 6 gr. Callamus, 6 gr. Cannabiş yani esrar, 10 gr. buğday, 25 gr. kenevir yaprağı, 25 gr. Afyon, darağacında asılmış bir insanın iç yağından 10 gramla iyice karıştırılacak ve bütün vücut bu merhemle ovulacak. İnsan yağı kullanılmasının esrarengiz etkisi hariç, içyağı kullanımı bu maddelerde bulunan etkin alkaloidlerin deri yoluyla vücuda girmesini sağlayan bir yöntem oluşturur ve bu kadar maddenin birbiriyle karışarak etkisi bugünkü farmakoloji bilgileriyle, kişinin çeşitli hezeyanlar ve hallusinasyonlar yaşamasını gerçekten sağlar.Cadı davaları, adı geçen kitap tanıklığıyla ve Papa VIII. Innocent’in buyruğuyla başlamıştır. Temeli İncildeki ”büyücüyü yaşatmayacaksın" buyruğuna dayalıdır. Tipik bir davada bir başkan yönetimindeki yargıçlar kurulu karşısında Cadı yakalayıcı inquisition memuru, rahip-savcı olarak rol alır. Suçlanan kişi uzun süren işkencelerle yeterince konuşturulmuştur. Onun ifadesinin yargıçlar kurulunu gerçekte tatmin edecek açıklıkta olması zorunludur. Bunun için her denileni kabul edecek, hatta kendiliğinden saçmalayacak kadar “yumuşatılmış” olması zorunludur. En küçük falsoya yer bırakılmaz. Artık kişi bir an önce ölmeyi diler haldedir. Mahkeme önünde iki de avukat-rahip bulunur. Bunlardan biri “Advocato diaboli’ (şeytanın avukatı), öbürü ”Advocato dei”dir (Tanrı’nın avukatı). Dava sonucunda cadı odun yığınları üzerinde yakılır. Cadıların kalbine kazık çakarak öldürmek, Nürnberg’in demir kızı adıyla ün kazanan insan şeklinde demirden yapılmış ve iç tarafında sivri çiviler bulunan bir heykel içine kapatarak öldürmek, gözleri, ağzı ve alnı üzerinde demir çiviler bulunan bir maskeyi yüzüne çakmak suretiyle öldürmek de kullanılan yöntemlerdi. Daha ilerki dönemlerde gümüş kaplı bir kurşunla ateş etmek de bir yöntemdi. Bu davalarda hemen hemen 1000 yıllık bir dönemde, yaklaşık 55 milyon insan yokedilmiştir. Bu sayı 2. büyük savaşın ölü sayısına eşittir. A.D.J. Macfarlane adında çağdas bir İngiliz tarihçi İngiltere’nin Tudor ve Stuart dönemlerini incelemiş, 1560'ı izleyen 120 yıl içinde Es***’te görülmüş 1200 davayı gözden geçirmiş ve bu cadı çılgınlığıyla ülkenin ve kıtanın içinde bulunduğu değişim arasındaki ilintiyi açıkça ortaya koymuştur. Davalar hep aynı modele göre işlemekte, davalar sonucunda bölgede servet hep aynı biçimde el değiştirerek yeni sosyal sınıflar oluşmaktadır.Hemen not etmek gerekir ki cadı davaları yalnızca Katolik Kilise'ye ozgü olmakla kalmamış, Protestan Kilisesi de aynı tempoyla cadı davaları işletmiştir. Kiliseler içinde zaman zaman bu davaların çok güçlü muhalifleri ve eleştirmenleri olmuşsa da davalar, hristiyan ortaçağ yaşam görüşü tümüyle değişinceye kadar, toplum yapısı değişinceye ve bilimlerle ve yeni gelişen endüstriyle bu inançlar temellerini tümden yitirinceye kadar sürmüştür. Protestan toplumunun cadı çılgınlığına en iyi örnek iyi bilinen ve birçok kez filme de alınmış olan Salem davalarıdır. Amerikanın Massachusets devletinde bulunan Salem kasabası ilk Püriten Protestan kolonilerindendir. 1692 de bu kasabanın protestan cemaat liderleri birdenbire böyle bir davalar dizisi başlatmış ve büyük bir toplumsal teröre neden olmuşlardır. Chadwick Hansen adlı Amerikalı tarihçi bu konuyu yeniden ele almış ve Salemde gerçekten büyük ölçüde büyücülük uygulandığı sonucuna varmıştır. Ama bu davalarda birçok suçsuz insan da mahkum edilmiş ve tıpkı Avrupa'daki kader yoldaşları gibi odun ateşleri üzerinde can vermiştir.Son cadı yakma infazları 1749'da Würzburg’da, 1751’de Endingen'de, 1775'de Kempten'de, 1778'de Glarus ve 1793'de Posen'de yapılan beş infazdır. Cadı davaları ilk olarak XIX. yüzyıl başında Prusya Brandenburg'da resmen yasaklanmıştır. Ancak siviI davaların, işkence ve infazların yasaklanmasına rağmen kanonik cadı davaları halen sürüp gitmektedir. Vatikanın resmi bir dairesi olan Inquisition, halen şeytanın yeryüzündeki işlerini takip edip durmaktadır.
avatar
MEDYUMKERİM
Admin

Mesaj Sayısı : 118
Kayıt tarihi : 08/05/10
Yaş : 39
Nerden : DÜNYADAN

Kullanıcı profilini gör http://cinler.taro.tv

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz